Sessizlik içinde kopan fırtına gibidir hayat...
Durgun gözüken bir yanı vardır hep,
Yaşadığı her türlü karışıklığa rağmen,
Bir kenarda durarak saklanmasını bilir.
Hani insan oğlu der ya bazen...
İçinde bulunduğum hayat yolundan,
Bir anlığına kaldırıma çıkıp beklemek istiyorum,
Gelen geçen kimler ve neyler var ömrümde,
Onları görmek istiyorum...
İşte o bekleme anında ki sessizliktir asıl fırtına,
Ömründen geçen ve geçmekte olan herşeye karşın,
Bir başkaldırı bir isyan gibidir hayat,
Sonunda ya başın eğildiği veya her şeye rağmen dik durabildiği bir savaş,
Kazananın veya kaybedenin,
Hatta aynı anda her ikisinin sadece sen olduğun bir savaş,
Ya da sen olduğunun sandığın savaş,
Belki de hiç olamadığın- katılamadıığın- bir savaş,
Ama içten içe yüreğinde yaşamaya çalıştığın,
Yaşarken de korktuğun,Ses çıkarmaktan çekindiğin
Çocukların yağmurlu bir günde çamur içinde,
İçlerinde yaşadıkları hoş anlarla beraber pislik içinde eğlendikleri gibi bir şey...
ÖZ de ve SÖZ de yaşamın her kalıntısında çektiğini sandığın derdin,
Bir çok kişi için zenginlik olduğu tıpkı senin zenginliğinin bir çok kişi için dert olduğu
gibi ,
karmaşık ve dolambaçlı bir nefes alış verişi gibidir hayat,
Ciğerleri dolmuş bir insan gibi,
Nefes almakta zorlanan ama elinden düşürmediği sigarasına bir nefeslik yüklenir gibi,
Pis ama keyifli,
Yenik ama kahraman,
Sessiz ama gürültülü,
Düzensizlik içinde düzen gibi,
Yani öyle bir şey gibi işte.....
4 Haziran 2012 Pazartesi
11 Nisan 2012 Çarşamba
Soğuk....
Kim bilir düşümde gördüğüm o bitap düşmüş yüreğin sahibi olduğumu..
Sessizliğin kölesi olmuş o virane gönülle,
Çöllerde divane Mecnun misali yürüdüğümü,
Lal olmuş dillerimle çığlıklar atmaya çalışırım,
Martılara inat gökyüzünde uçan her dem de ararım kendimi,
Ve seni,
Ve senin içindeki geleceğimi,
Sarsılır ruhum sarsılmaz duruşuna inat,
Prangalara hapsolmuş bir mahpusdayım,
Soğuk ve ıssız,
Sessiz ve acı,
kapkaranlık bir odadayım,
Yani yüreğinde,
O ağlayan ruhunun içinde,
Ve gözyaşlarını biriktiririm,
Gözyaşlarımın içinde
gözlerinin içinde yaşamaya çalışırım,
Yalnızlığımın en derin odasında,
Aldığım her nefeste
Bir notanın namesinde yaşamaya çalışırım,
Tıpkı bir Şairin mısralarında yaşar gibi,
Tıpkı Bir hanın köhne ve bakımsız en soğuk odasında durur gibi,
Yüreğinde, ruhunda en derin hislerinde,
Sensizliğin ve sevgisizliğin anını yaşarım,
Sessizliğin kölesi olmuş o virane gönülle,
Çöllerde divane Mecnun misali yürüdüğümü,
Lal olmuş dillerimle çığlıklar atmaya çalışırım,
Martılara inat gökyüzünde uçan her dem de ararım kendimi,
Ve seni,
Ve senin içindeki geleceğimi,
Sarsılır ruhum sarsılmaz duruşuna inat,
Prangalara hapsolmuş bir mahpusdayım,
Soğuk ve ıssız,
Sessiz ve acı,
kapkaranlık bir odadayım,
Yani yüreğinde,
O ağlayan ruhunun içinde,
Ve gözyaşlarını biriktiririm,
Gözyaşlarımın içinde
gözlerinin içinde yaşamaya çalışırım,
Yalnızlığımın en derin odasında,
Aldığım her nefeste
Bir notanın namesinde yaşamaya çalışırım,
Tıpkı bir Şairin mısralarında yaşar gibi,
Tıpkı Bir hanın köhne ve bakımsız en soğuk odasında durur gibi,
Yüreğinde, ruhunda en derin hislerinde,
Sensizliğin ve sevgisizliğin anını yaşarım,
11 Mart 2012 Pazar
Aşk...
Bazen sus gelir bu aciz yüreğime,
Bir "Ney"in derinden gelen namesine yakalanır ruhum,
Denizdeki anaforlar gibi bir semazenin eteğine takılır
Döner dururum ruhumu dinlendiren o name sesinde,
Aklım ve ruhum yaratıcının yansımasına yakalanmaya çalışır,
Her an içimde onu ararım, onu yaşarım ona koşarım....
Bir nefes ile dara gelir ruhum,
Döner durur yanılsamalar etrafımda,
Kelamın duruşu gündüz vakti yakamozlara yakalanmış gibi parıldar,
Ben o acizlik içinde suskun yüreğimle,
Aşka aşık olmuş çoşkun gözlerimle,
O'na yanarım, arınmaya başlarım,
Bir ateşki tüm benliğimi yakar durur,
Ruhumu, bedenimi, herşeyimi....
Anka kuşu misali küllerimden doğarım
Her doğumda beni yakan aşka secd ederim,
Var oluşa şükr, aldığım nefse vecd ederim...
Sevgimle aşk ederim her tanrısal varlıkla.....
Bir "Ney"in derinden gelen namesine yakalanır ruhum,
Denizdeki anaforlar gibi bir semazenin eteğine takılır
Döner dururum ruhumu dinlendiren o name sesinde,
Aklım ve ruhum yaratıcının yansımasına yakalanmaya çalışır,
Her an içimde onu ararım, onu yaşarım ona koşarım....
Bir nefes ile dara gelir ruhum,
Döner durur yanılsamalar etrafımda,
Kelamın duruşu gündüz vakti yakamozlara yakalanmış gibi parıldar,
Ben o acizlik içinde suskun yüreğimle,
Aşka aşık olmuş çoşkun gözlerimle,
O'na yanarım, arınmaya başlarım,
Bir ateşki tüm benliğimi yakar durur,
Ruhumu, bedenimi, herşeyimi....
Anka kuşu misali küllerimden doğarım
Her doğumda beni yakan aşka secd ederim,
Var oluşa şükr, aldığım nefse vecd ederim...
Sevgimle aşk ederim her tanrısal varlıkla.....
10 Mart 2012 Cumartesi
Huzur
Ruhumuzda yalnızlığın sessiz çığlıkları dolaşır dururken,
Bir kuş sesinde huzuru arar benliğim,
Ressamın fırça darbelerinde şekillenen benliğim,
Bir tuş sesi ile yalnızlığa mahkumluğunu anlar,
Gönlümde hatıraların sıcak nefesini yaşatırken,
Yalnızlığın soğukluğu beni bende hapsedip durur,
Yıldızlı bir gecenin sessiz anaforunda dönerken,
Zavallı yüreğimle yakamozlardan parıldayan ışıkları kovalarım,
Sakinlik bakar bir hasta insanın yorgun gözlerinden,
Gönlüm dalgalanır durur, fırtınalı bir gecede ipi çözülmüş kayık gibi...
Ayçiçeklerin tarlasında kaybolmuş gibi ömrün,
Sıcaklığında yol aldığım talı topraklı ve çamurlu yollara inat,
Gölgesinde bir selvi ağacının, huzuru tadarım....
Bir kuş sesinde huzuru arar benliğim,
Ressamın fırça darbelerinde şekillenen benliğim,
Bir tuş sesi ile yalnızlığa mahkumluğunu anlar,
Gönlümde hatıraların sıcak nefesini yaşatırken,
Yalnızlığın soğukluğu beni bende hapsedip durur,
Yıldızlı bir gecenin sessiz anaforunda dönerken,
Zavallı yüreğimle yakamozlardan parıldayan ışıkları kovalarım,
Sakinlik bakar bir hasta insanın yorgun gözlerinden,
Gönlüm dalgalanır durur, fırtınalı bir gecede ipi çözülmüş kayık gibi...
Ayçiçeklerin tarlasında kaybolmuş gibi ömrün,
Sıcaklığında yol aldığım talı topraklı ve çamurlu yollara inat,
Gölgesinde bir selvi ağacının, huzuru tadarım....
Lucifer'i beklerken
Karanlığın içine usulca yerleşiyorum,
İçinde hissettiğim bu yuvamsı sıcaklıkla,
Elde edilemeyecek bir huzurun hayalini kuruyorum,
Gözlerim yaşlı,
Ruhum yaslı,
İçimde cehenneme duyulan özlemin korkutucu sessizliği ile
Sakince bekliyorum,
Işık Taşıyanın getireceği karanlık ışığı!!!...................
İçinde hissettiğim bu yuvamsı sıcaklıkla,
Elde edilemeyecek bir huzurun hayalini kuruyorum,
Gözlerim yaşlı,
Ruhum yaslı,
İçimde cehenneme duyulan özlemin korkutucu sessizliği ile
Sakince bekliyorum,
Işık Taşıyanın getireceği karanlık ışığı!!!...................
9 Şubat 2012 Perşembe
CANIM
Bir sen var olursun içimde,
Tıpkı yeni doğan bir bebeğin varlığı gibi,
Gülüşün ile yüreğimi sarsarcasına
Titrer dururum nefesini aldıkça
Çünkü sen gülüşünde Tanrıyı bulduğum güzelim
Sende açarken bu kör gözleri,
Gözlerindeki ışıkla sıcaklık kaplar beni,
Karanlığın korku dolu yalnız ve soğuk kuytularında,
İlahi varlığınla var edersin beni,
Tıpkı nuh gibi bende yaratırsın insanlığı tekrardan,
Bedenim yanar,
Ruhum kavrulur,
Sende arınırım tüm günahlarımdan,
Çünkü ey cennetin kişileşmiş hali,
İnsan yanmadan arınırmı,
Aşk yanmak değilmi zaten,
Dünyevi cehennem,
Cenneti yaşamadan önce almamız gereken bir tat,
Çünkü ey perim,
Sen Dünyevi cennetim, sahip oldum tek ilahi gücümsün,
Çünkü ey canım, biricik cananım,
Sende buldum bu anı, yalnız seninle canlanırım....
Tıpkı yeni doğan bir bebeğin varlığı gibi,
Gülüşün ile yüreğimi sarsarcasına
Titrer dururum nefesini aldıkça
Çünkü sen gülüşünde Tanrıyı bulduğum güzelim
Sende açarken bu kör gözleri,
Gözlerindeki ışıkla sıcaklık kaplar beni,
Karanlığın korku dolu yalnız ve soğuk kuytularında,
İlahi varlığınla var edersin beni,
Tıpkı nuh gibi bende yaratırsın insanlığı tekrardan,
Bedenim yanar,
Ruhum kavrulur,
Sende arınırım tüm günahlarımdan,
Çünkü ey cennetin kişileşmiş hali,
İnsan yanmadan arınırmı,
Aşk yanmak değilmi zaten,
Dünyevi cehennem,
Cenneti yaşamadan önce almamız gereken bir tat,
Çünkü ey perim,
Sen Dünyevi cennetim, sahip oldum tek ilahi gücümsün,
Çünkü ey canım, biricik cananım,
Sende buldum bu anı, yalnız seninle canlanırım....
8 Şubat 2012 Çarşamba
İstanbul Gibi....
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Tıpkı bundan önceki her gece gibi,
Bir tarafımdan kalabalıkların getirmiş olduğu
Yoğun ve sahte keyiflerle kaplı gürültü,
Diğer tarafta her kalabalıkta saklı olan
O gizli ve büyük yalnızlık...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Sanki bundan sonra da hep böyle olacak gibi,
İçimden coşan deli nehirlere inat,
Büyük okyanusların sakinliği var üzerimde,
O büyük ve devasa ama soğuk mu soğuk su kütlesi içinde,
Virane bir şekilde dolaşan balık gibiyim...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Kadehinde binbir elem dökülen balıkçı gibi,
Bir şarapçının göz yaşından düşen ömür gibi,
Sessiz,susuz ve ruhsuz..
Yalnız ve kırılgan....
Tıpkı İstanbul gibi,
Şanlı gözüken ama sürünen...
Muhteşem diye adlandırılan
Ama alaylara katık olan...
Tıpkı İstanbul Gibi...
Tıpkı bundan önceki her gece gibi,
Bir tarafımdan kalabalıkların getirmiş olduğu
Yoğun ve sahte keyiflerle kaplı gürültü,
Diğer tarafta her kalabalıkta saklı olan
O gizli ve büyük yalnızlık...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Sanki bundan sonra da hep böyle olacak gibi,
İçimden coşan deli nehirlere inat,
Büyük okyanusların sakinliği var üzerimde,
O büyük ve devasa ama soğuk mu soğuk su kütlesi içinde,
Virane bir şekilde dolaşan balık gibiyim...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Kadehinde binbir elem dökülen balıkçı gibi,
Bir şarapçının göz yaşından düşen ömür gibi,
Sessiz,susuz ve ruhsuz..
Yalnız ve kırılgan....
Tıpkı İstanbul gibi,
Şanlı gözüken ama sürünen...
Muhteşem diye adlandırılan
Ama alaylara katık olan...
Tıpkı İstanbul Gibi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)