Sevgileri geride bıraktık
Tıpkı daha önce saygıyı bıraktığımız gibi,
Korkak, Yalnız ve gözyaşları içinde
Tüm sevdiklerimizi ekledik,
Belirsiz tanımlamalar içinde
Sonu gelmeyen özlemlerimiz yüzünden,
Bir sesin kafi geldiği yalnızlığımıza inat,
yüreğimizden boşalan coşkumuzu kaybettik,
Sessiz sedasız çekildiğimiz Yalnızlığımız içinde
Arafta yaşar gibi yaşadık ömrü
Öyle soğuk ve ıssız...
Ömrümüzün en büyük anlarında yaşamamız gereken,
En geniş vakitlere inat sığ aşamaya koşullandık
sevgisizce soğuk bir şekilde,
Zamanın telaşlı akışına inat durgunlukda yaşlandık
ve yaşlı bıraktık ömrü fütursuzca heşeyden uzak
Oysa yanlıştık, eksiktik, hatalıydık..
Yüreğimizin özünde tanrının ilahi ışığını arka plana atıp
Yalnızlığın şeytanında esir ettik birbirimizi
kalbimizi,özlemlerimizi,geleceğimizi..
Huzur bir adım ötede,
Kutsal bir kitabın içinde gizli,
Arafın soğuk rüzgarlarına inat
Her mısrasında cennetin sıcaklığını yaşatan o kitap
Yalnız değildik aslında
Birbirinden habersiz
ve Birbirine sırtını dönen yabancı kardeşlerdik
Kaynağı tek bir ilahi gücün olduğu
Özünün sevgi olduğu...
25 Kasım 2012 Pazar
4 Haziran 2012 Pazartesi
Hayat...
Sessizlik içinde kopan fırtına gibidir hayat...
Durgun gözüken bir yanı vardır hep,
Yaşadığı her türlü karışıklığa rağmen,
Bir kenarda durarak saklanmasını bilir.
Hani insan oğlu der ya bazen...
İçinde bulunduğum hayat yolundan,
Bir anlığına kaldırıma çıkıp beklemek istiyorum,
Gelen geçen kimler ve neyler var ömrümde,
Onları görmek istiyorum...
İşte o bekleme anında ki sessizliktir asıl fırtına,
Ömründen geçen ve geçmekte olan herşeye karşın,
Bir başkaldırı bir isyan gibidir hayat,
Sonunda ya başın eğildiği veya her şeye rağmen dik durabildiği bir savaş,
Kazananın veya kaybedenin,
Hatta aynı anda her ikisinin sadece sen olduğun bir savaş,
Ya da sen olduğunun sandığın savaş,
Belki de hiç olamadığın- katılamadıığın- bir savaş,
Ama içten içe yüreğinde yaşamaya çalıştığın,
Yaşarken de korktuğun,Ses çıkarmaktan çekindiğin
Çocukların yağmurlu bir günde çamur içinde,
İçlerinde yaşadıkları hoş anlarla beraber pislik içinde eğlendikleri gibi bir şey...
ÖZ de ve SÖZ de yaşamın her kalıntısında çektiğini sandığın derdin,
Bir çok kişi için zenginlik olduğu tıpkı senin zenginliğinin bir çok kişi için dert olduğu
gibi ,
karmaşık ve dolambaçlı bir nefes alış verişi gibidir hayat,
Ciğerleri dolmuş bir insan gibi,
Nefes almakta zorlanan ama elinden düşürmediği sigarasına bir nefeslik yüklenir gibi,
Pis ama keyifli,
Yenik ama kahraman,
Sessiz ama gürültülü,
Düzensizlik içinde düzen gibi,
Yani öyle bir şey gibi işte.....
Durgun gözüken bir yanı vardır hep,
Yaşadığı her türlü karışıklığa rağmen,
Bir kenarda durarak saklanmasını bilir.
Hani insan oğlu der ya bazen...
İçinde bulunduğum hayat yolundan,
Bir anlığına kaldırıma çıkıp beklemek istiyorum,
Gelen geçen kimler ve neyler var ömrümde,
Onları görmek istiyorum...
İşte o bekleme anında ki sessizliktir asıl fırtına,
Ömründen geçen ve geçmekte olan herşeye karşın,
Bir başkaldırı bir isyan gibidir hayat,
Sonunda ya başın eğildiği veya her şeye rağmen dik durabildiği bir savaş,
Kazananın veya kaybedenin,
Hatta aynı anda her ikisinin sadece sen olduğun bir savaş,
Ya da sen olduğunun sandığın savaş,
Belki de hiç olamadığın- katılamadıığın- bir savaş,
Ama içten içe yüreğinde yaşamaya çalıştığın,
Yaşarken de korktuğun,Ses çıkarmaktan çekindiğin
Çocukların yağmurlu bir günde çamur içinde,
İçlerinde yaşadıkları hoş anlarla beraber pislik içinde eğlendikleri gibi bir şey...
ÖZ de ve SÖZ de yaşamın her kalıntısında çektiğini sandığın derdin,
Bir çok kişi için zenginlik olduğu tıpkı senin zenginliğinin bir çok kişi için dert olduğu
gibi ,
karmaşık ve dolambaçlı bir nefes alış verişi gibidir hayat,
Ciğerleri dolmuş bir insan gibi,
Nefes almakta zorlanan ama elinden düşürmediği sigarasına bir nefeslik yüklenir gibi,
Pis ama keyifli,
Yenik ama kahraman,
Sessiz ama gürültülü,
Düzensizlik içinde düzen gibi,
Yani öyle bir şey gibi işte.....
11 Nisan 2012 Çarşamba
Soğuk....
Kim bilir düşümde gördüğüm o bitap düşmüş yüreğin sahibi olduğumu..
Sessizliğin kölesi olmuş o virane gönülle,
Çöllerde divane Mecnun misali yürüdüğümü,
Lal olmuş dillerimle çığlıklar atmaya çalışırım,
Martılara inat gökyüzünde uçan her dem de ararım kendimi,
Ve seni,
Ve senin içindeki geleceğimi,
Sarsılır ruhum sarsılmaz duruşuna inat,
Prangalara hapsolmuş bir mahpusdayım,
Soğuk ve ıssız,
Sessiz ve acı,
kapkaranlık bir odadayım,
Yani yüreğinde,
O ağlayan ruhunun içinde,
Ve gözyaşlarını biriktiririm,
Gözyaşlarımın içinde
gözlerinin içinde yaşamaya çalışırım,
Yalnızlığımın en derin odasında,
Aldığım her nefeste
Bir notanın namesinde yaşamaya çalışırım,
Tıpkı bir Şairin mısralarında yaşar gibi,
Tıpkı Bir hanın köhne ve bakımsız en soğuk odasında durur gibi,
Yüreğinde, ruhunda en derin hislerinde,
Sensizliğin ve sevgisizliğin anını yaşarım,
Sessizliğin kölesi olmuş o virane gönülle,
Çöllerde divane Mecnun misali yürüdüğümü,
Lal olmuş dillerimle çığlıklar atmaya çalışırım,
Martılara inat gökyüzünde uçan her dem de ararım kendimi,
Ve seni,
Ve senin içindeki geleceğimi,
Sarsılır ruhum sarsılmaz duruşuna inat,
Prangalara hapsolmuş bir mahpusdayım,
Soğuk ve ıssız,
Sessiz ve acı,
kapkaranlık bir odadayım,
Yani yüreğinde,
O ağlayan ruhunun içinde,
Ve gözyaşlarını biriktiririm,
Gözyaşlarımın içinde
gözlerinin içinde yaşamaya çalışırım,
Yalnızlığımın en derin odasında,
Aldığım her nefeste
Bir notanın namesinde yaşamaya çalışırım,
Tıpkı bir Şairin mısralarında yaşar gibi,
Tıpkı Bir hanın köhne ve bakımsız en soğuk odasında durur gibi,
Yüreğinde, ruhunda en derin hislerinde,
Sensizliğin ve sevgisizliğin anını yaşarım,
11 Mart 2012 Pazar
Aşk...
Bazen sus gelir bu aciz yüreğime,
Bir "Ney"in derinden gelen namesine yakalanır ruhum,
Denizdeki anaforlar gibi bir semazenin eteğine takılır
Döner dururum ruhumu dinlendiren o name sesinde,
Aklım ve ruhum yaratıcının yansımasına yakalanmaya çalışır,
Her an içimde onu ararım, onu yaşarım ona koşarım....
Bir nefes ile dara gelir ruhum,
Döner durur yanılsamalar etrafımda,
Kelamın duruşu gündüz vakti yakamozlara yakalanmış gibi parıldar,
Ben o acizlik içinde suskun yüreğimle,
Aşka aşık olmuş çoşkun gözlerimle,
O'na yanarım, arınmaya başlarım,
Bir ateşki tüm benliğimi yakar durur,
Ruhumu, bedenimi, herşeyimi....
Anka kuşu misali küllerimden doğarım
Her doğumda beni yakan aşka secd ederim,
Var oluşa şükr, aldığım nefse vecd ederim...
Sevgimle aşk ederim her tanrısal varlıkla.....
Bir "Ney"in derinden gelen namesine yakalanır ruhum,
Denizdeki anaforlar gibi bir semazenin eteğine takılır
Döner dururum ruhumu dinlendiren o name sesinde,
Aklım ve ruhum yaratıcının yansımasına yakalanmaya çalışır,
Her an içimde onu ararım, onu yaşarım ona koşarım....
Bir nefes ile dara gelir ruhum,
Döner durur yanılsamalar etrafımda,
Kelamın duruşu gündüz vakti yakamozlara yakalanmış gibi parıldar,
Ben o acizlik içinde suskun yüreğimle,
Aşka aşık olmuş çoşkun gözlerimle,
O'na yanarım, arınmaya başlarım,
Bir ateşki tüm benliğimi yakar durur,
Ruhumu, bedenimi, herşeyimi....
Anka kuşu misali küllerimden doğarım
Her doğumda beni yakan aşka secd ederim,
Var oluşa şükr, aldığım nefse vecd ederim...
Sevgimle aşk ederim her tanrısal varlıkla.....
10 Mart 2012 Cumartesi
Huzur
Ruhumuzda yalnızlığın sessiz çığlıkları dolaşır dururken,
Bir kuş sesinde huzuru arar benliğim,
Ressamın fırça darbelerinde şekillenen benliğim,
Bir tuş sesi ile yalnızlığa mahkumluğunu anlar,
Gönlümde hatıraların sıcak nefesini yaşatırken,
Yalnızlığın soğukluğu beni bende hapsedip durur,
Yıldızlı bir gecenin sessiz anaforunda dönerken,
Zavallı yüreğimle yakamozlardan parıldayan ışıkları kovalarım,
Sakinlik bakar bir hasta insanın yorgun gözlerinden,
Gönlüm dalgalanır durur, fırtınalı bir gecede ipi çözülmüş kayık gibi...
Ayçiçeklerin tarlasında kaybolmuş gibi ömrün,
Sıcaklığında yol aldığım talı topraklı ve çamurlu yollara inat,
Gölgesinde bir selvi ağacının, huzuru tadarım....
Bir kuş sesinde huzuru arar benliğim,
Ressamın fırça darbelerinde şekillenen benliğim,
Bir tuş sesi ile yalnızlığa mahkumluğunu anlar,
Gönlümde hatıraların sıcak nefesini yaşatırken,
Yalnızlığın soğukluğu beni bende hapsedip durur,
Yıldızlı bir gecenin sessiz anaforunda dönerken,
Zavallı yüreğimle yakamozlardan parıldayan ışıkları kovalarım,
Sakinlik bakar bir hasta insanın yorgun gözlerinden,
Gönlüm dalgalanır durur, fırtınalı bir gecede ipi çözülmüş kayık gibi...
Ayçiçeklerin tarlasında kaybolmuş gibi ömrün,
Sıcaklığında yol aldığım talı topraklı ve çamurlu yollara inat,
Gölgesinde bir selvi ağacının, huzuru tadarım....
Lucifer'i beklerken
Karanlığın içine usulca yerleşiyorum,
İçinde hissettiğim bu yuvamsı sıcaklıkla,
Elde edilemeyecek bir huzurun hayalini kuruyorum,
Gözlerim yaşlı,
Ruhum yaslı,
İçimde cehenneme duyulan özlemin korkutucu sessizliği ile
Sakince bekliyorum,
Işık Taşıyanın getireceği karanlık ışığı!!!...................
İçinde hissettiğim bu yuvamsı sıcaklıkla,
Elde edilemeyecek bir huzurun hayalini kuruyorum,
Gözlerim yaşlı,
Ruhum yaslı,
İçimde cehenneme duyulan özlemin korkutucu sessizliği ile
Sakince bekliyorum,
Işık Taşıyanın getireceği karanlık ışığı!!!...................
9 Şubat 2012 Perşembe
CANIM
Bir sen var olursun içimde,
Tıpkı yeni doğan bir bebeğin varlığı gibi,
Gülüşün ile yüreğimi sarsarcasına
Titrer dururum nefesini aldıkça
Çünkü sen gülüşünde Tanrıyı bulduğum güzelim
Sende açarken bu kör gözleri,
Gözlerindeki ışıkla sıcaklık kaplar beni,
Karanlığın korku dolu yalnız ve soğuk kuytularında,
İlahi varlığınla var edersin beni,
Tıpkı nuh gibi bende yaratırsın insanlığı tekrardan,
Bedenim yanar,
Ruhum kavrulur,
Sende arınırım tüm günahlarımdan,
Çünkü ey cennetin kişileşmiş hali,
İnsan yanmadan arınırmı,
Aşk yanmak değilmi zaten,
Dünyevi cehennem,
Cenneti yaşamadan önce almamız gereken bir tat,
Çünkü ey perim,
Sen Dünyevi cennetim, sahip oldum tek ilahi gücümsün,
Çünkü ey canım, biricik cananım,
Sende buldum bu anı, yalnız seninle canlanırım....
Tıpkı yeni doğan bir bebeğin varlığı gibi,
Gülüşün ile yüreğimi sarsarcasına
Titrer dururum nefesini aldıkça
Çünkü sen gülüşünde Tanrıyı bulduğum güzelim
Sende açarken bu kör gözleri,
Gözlerindeki ışıkla sıcaklık kaplar beni,
Karanlığın korku dolu yalnız ve soğuk kuytularında,
İlahi varlığınla var edersin beni,
Tıpkı nuh gibi bende yaratırsın insanlığı tekrardan,
Bedenim yanar,
Ruhum kavrulur,
Sende arınırım tüm günahlarımdan,
Çünkü ey cennetin kişileşmiş hali,
İnsan yanmadan arınırmı,
Aşk yanmak değilmi zaten,
Dünyevi cehennem,
Cenneti yaşamadan önce almamız gereken bir tat,
Çünkü ey perim,
Sen Dünyevi cennetim, sahip oldum tek ilahi gücümsün,
Çünkü ey canım, biricik cananım,
Sende buldum bu anı, yalnız seninle canlanırım....
8 Şubat 2012 Çarşamba
İstanbul Gibi....
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Tıpkı bundan önceki her gece gibi,
Bir tarafımdan kalabalıkların getirmiş olduğu
Yoğun ve sahte keyiflerle kaplı gürültü,
Diğer tarafta her kalabalıkta saklı olan
O gizli ve büyük yalnızlık...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Sanki bundan sonra da hep böyle olacak gibi,
İçimden coşan deli nehirlere inat,
Büyük okyanusların sakinliği var üzerimde,
O büyük ve devasa ama soğuk mu soğuk su kütlesi içinde,
Virane bir şekilde dolaşan balık gibiyim...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Kadehinde binbir elem dökülen balıkçı gibi,
Bir şarapçının göz yaşından düşen ömür gibi,
Sessiz,susuz ve ruhsuz..
Yalnız ve kırılgan....
Tıpkı İstanbul gibi,
Şanlı gözüken ama sürünen...
Muhteşem diye adlandırılan
Ama alaylara katık olan...
Tıpkı İstanbul Gibi...
Tıpkı bundan önceki her gece gibi,
Bir tarafımdan kalabalıkların getirmiş olduğu
Yoğun ve sahte keyiflerle kaplı gürültü,
Diğer tarafta her kalabalıkta saklı olan
O gizli ve büyük yalnızlık...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Sanki bundan sonra da hep böyle olacak gibi,
İçimden coşan deli nehirlere inat,
Büyük okyanusların sakinliği var üzerimde,
O büyük ve devasa ama soğuk mu soğuk su kütlesi içinde,
Virane bir şekilde dolaşan balık gibiyim...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Kadehinde binbir elem dökülen balıkçı gibi,
Bir şarapçının göz yaşından düşen ömür gibi,
Sessiz,susuz ve ruhsuz..
Yalnız ve kırılgan....
Tıpkı İstanbul gibi,
Şanlı gözüken ama sürünen...
Muhteşem diye adlandırılan
Ama alaylara katık olan...
Tıpkı İstanbul Gibi...
23 Ocak 2012 Pazartesi
Sensizlik ve Sessizlik.....
Sessizliğim ile sensizliğim arasında hiç fark yoktu benim için,
Sensizken, sessizlikler içinde boşa kulaçlar salladım,
Sensizliğin içinde sessizliğin hiçliğinde boğulurken,
Tuttunmaya çalıştığım tek şey sessizlikle birlikte sensizlik gerçeğiydi
Senin var olabilme ihtimalinle boğuşurken,
Adını seslendim sessiz bir çığlıkla birlikte,
Hiçliğin ortasına,sensizliğin yüreğine doğru....
Acımasız bir gerçeklik ince ince ruhuma işledi,
Sanki dantel oyalar gibi iğneler delik deşik etti benliğimi,
Ruhumda kaybettiğim sen ile, hıçkırıklara boğuldum sessizce...
Usulca kaldırdım başımı,göz yaşlarım bir sızı gibi düşer oldu yüreğime
Yani sensizliğin merkezine,Acımın tam göbeğine....
Kaynadı cehennemden bu yana bütün günahlarım,
Benliğim ile sessizliğin çemberinde senden arındım,
Ve senle anıldım......
Tıpkı önceden dediğim gibi farkettim yine de
Sensizken yoktum bende, tıpkı varlığında var olduğum gibi,
Sessizken sustum bende, tıpkı duanla var olur gibi,
Ne yüce bir dokunuştu senden bana gelen her nefes,
Ne ademdim, Ne de Nuh,
Ne de başka yüce bir kişi,
Her nefesde senin olduğun yerde bendim aslında,
Tek olan, bir olan, can olan....
Bir nebi aradım tıpkı senin sahip oldukların gibi,
Sözlerimi dinleyecek, ve iletecek,
Seni benimle bir canda tutup herkese söyleyecek,
Ve bir nevi sen oldum tıpkı eski günlerde ki gibi,
Meleklerimizi saldım dünyanın her bir yanına,
Adımı ansınlar binbir dua ile,
Yani beni, tabi ki de seni...
Hem demedim mi zaten
Sessizliğim ile sensizliğim arasında hiç fark yoktu benim için,
Çünkü sesimde sen varsın, içimde sen,
tıpkı sesinde ve özünde ben olduğum gibi......
Sensizken, sessizlikler içinde boşa kulaçlar salladım,
Sensizliğin içinde sessizliğin hiçliğinde boğulurken,
Tuttunmaya çalıştığım tek şey sessizlikle birlikte sensizlik gerçeğiydi
Senin var olabilme ihtimalinle boğuşurken,
Adını seslendim sessiz bir çığlıkla birlikte,
Hiçliğin ortasına,sensizliğin yüreğine doğru....
Acımasız bir gerçeklik ince ince ruhuma işledi,
Sanki dantel oyalar gibi iğneler delik deşik etti benliğimi,
Ruhumda kaybettiğim sen ile, hıçkırıklara boğuldum sessizce...
Usulca kaldırdım başımı,göz yaşlarım bir sızı gibi düşer oldu yüreğime
Yani sensizliğin merkezine,Acımın tam göbeğine....
Kaynadı cehennemden bu yana bütün günahlarım,
Benliğim ile sessizliğin çemberinde senden arındım,
Ve senle anıldım......
Tıpkı önceden dediğim gibi farkettim yine de
Sensizken yoktum bende, tıpkı varlığında var olduğum gibi,
Sessizken sustum bende, tıpkı duanla var olur gibi,
Ne yüce bir dokunuştu senden bana gelen her nefes,
Ne ademdim, Ne de Nuh,
Ne de başka yüce bir kişi,
Her nefesde senin olduğun yerde bendim aslında,
Tek olan, bir olan, can olan....
Bir nebi aradım tıpkı senin sahip oldukların gibi,
Sözlerimi dinleyecek, ve iletecek,
Seni benimle bir canda tutup herkese söyleyecek,
Ve bir nevi sen oldum tıpkı eski günlerde ki gibi,
Meleklerimizi saldım dünyanın her bir yanına,
Adımı ansınlar binbir dua ile,
Yani beni, tabi ki de seni...
Hem demedim mi zaten
Sessizliğim ile sensizliğim arasında hiç fark yoktu benim için,
Çünkü sesimde sen varsın, içimde sen,
tıpkı sesinde ve özünde ben olduğum gibi......
5 Ocak 2012 Perşembe
Sensizliği İzlerken
Şimdi sensizlik oturuyor, kalkıp gittiğin o yerde....
Ve Gözlerinin gülüşündeki kahkahalar dolduruyor her yeri,
Sensizlik ve sessizlik içinde sıkılan yüreğime bir tek o duyduğum kahkahalar ilaç gibi geliyor.
Şimdi sensizlik oturuyor, seninle hayat bulduğum o yerde,
Ruhum özleminde dalga dalga vuruyor sensizliğin kıyılarına ,
Ve ben o sahil boyunca sana kavuşabilmenin umuduyla yürüyorum..
Sonu olmayan sensizlik girdabının içinde,
Martıların kahredici çığlıkları içinde kendi anaforumun içinde dönüp duruyorum,
Bir korsanın omzunda tünemiş bir kuş gibi,
Sensizliği omzumda taşıyorum,
Her kulaç atışımda yengeçlerin tıkırtılarını hissediyorum içimde,
ve tabiki yüreğimde, her duyduğum tıkırtıda
Kafamı kaldırıyorum sensizliğin oturduğu koltuğa bakıyorum,
Belki seni tekrar orada görebilmek umuduyla.......
4 Ocak 2012 Çarşamba
İlahi acı -1
Sessizliğin denizi içinde çığlıklar atan martılar gibi,
Sensizliğin sarhoşunda dönüp duruyorum...
Bir yanımda ruhsuzluğun çorak toprakları,
Diğer yanımda rengarenk ilahi bir yanılsama,
Gözlerimde doyumsuzluktan kalan bir yaş tanesi,
Sözlerimde yüreklere oturmuş bir taş parçası gibi,
Ağır ve bir o kadar etkili dua parçaları,
Ah, her fikrimde sensizlikten arınmış olsamda,
Her zikrimde senden vazgeçememenin vicdani yarası;
Sarsar ruhumun en karanlık ve derin dehlizlerinde ,
Yuva yapmış bu nankör, vicdansız garip kuşu,
Ve hayatıma sana adamaktan kaçırdığım her anda,
Aslında senin yolunda tükettiğimi bilmemin ironik duygusu,
Sensizlik korkusu ve senle birlikte yaşama korkusu,
Hani et ve tırnak arasındaki ilişki gibi,
Tanrı ile ben , benle tanrı ayrı zamanların kopmayan parçası gibiyiz.
Sensizliğin sarhoşunda dönüp duruyorum...
Bir yanımda ruhsuzluğun çorak toprakları,
Diğer yanımda rengarenk ilahi bir yanılsama,
Gözlerimde doyumsuzluktan kalan bir yaş tanesi,
Sözlerimde yüreklere oturmuş bir taş parçası gibi,
Ağır ve bir o kadar etkili dua parçaları,
Ah, her fikrimde sensizlikten arınmış olsamda,
Her zikrimde senden vazgeçememenin vicdani yarası;
Sarsar ruhumun en karanlık ve derin dehlizlerinde ,
Yuva yapmış bu nankör, vicdansız garip kuşu,
Ve hayatıma sana adamaktan kaçırdığım her anda,
Aslında senin yolunda tükettiğimi bilmemin ironik duygusu,
Sensizlik korkusu ve senle birlikte yaşama korkusu,
Hani et ve tırnak arasındaki ilişki gibi,
Tanrı ile ben , benle tanrı ayrı zamanların kopmayan parçası gibiyiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)