Ruhumuzda yalnızlığın sessiz çığlıkları dolaşır dururken,
Bir kuş sesinde huzuru arar benliğim,
Ressamın fırça darbelerinde şekillenen benliğim,
Bir tuş sesi ile yalnızlığa mahkumluğunu anlar,
Gönlümde hatıraların sıcak nefesini yaşatırken,
Yalnızlığın soğukluğu beni bende hapsedip durur,
Yıldızlı bir gecenin sessiz anaforunda dönerken,
Zavallı yüreğimle yakamozlardan parıldayan ışıkları kovalarım,
Sakinlik bakar bir hasta insanın yorgun gözlerinden,
Gönlüm dalgalanır durur, fırtınalı bir gecede ipi çözülmüş kayık gibi...
Ayçiçeklerin tarlasında kaybolmuş gibi ömrün,
Sıcaklığında yol aldığım talı topraklı ve çamurlu yollara inat,
Gölgesinde bir selvi ağacının, huzuru tadarım....
10 Mart 2012 Cumartesi
Lucifer'i beklerken
Karanlığın içine usulca yerleşiyorum,
İçinde hissettiğim bu yuvamsı sıcaklıkla,
Elde edilemeyecek bir huzurun hayalini kuruyorum,
Gözlerim yaşlı,
Ruhum yaslı,
İçimde cehenneme duyulan özlemin korkutucu sessizliği ile
Sakince bekliyorum,
Işık Taşıyanın getireceği karanlık ışığı!!!...................
İçinde hissettiğim bu yuvamsı sıcaklıkla,
Elde edilemeyecek bir huzurun hayalini kuruyorum,
Gözlerim yaşlı,
Ruhum yaslı,
İçimde cehenneme duyulan özlemin korkutucu sessizliği ile
Sakince bekliyorum,
Işık Taşıyanın getireceği karanlık ışığı!!!...................
9 Şubat 2012 Perşembe
CANIM
Bir sen var olursun içimde,
Tıpkı yeni doğan bir bebeğin varlığı gibi,
Gülüşün ile yüreğimi sarsarcasına
Titrer dururum nefesini aldıkça
Çünkü sen gülüşünde Tanrıyı bulduğum güzelim
Sende açarken bu kör gözleri,
Gözlerindeki ışıkla sıcaklık kaplar beni,
Karanlığın korku dolu yalnız ve soğuk kuytularında,
İlahi varlığınla var edersin beni,
Tıpkı nuh gibi bende yaratırsın insanlığı tekrardan,
Bedenim yanar,
Ruhum kavrulur,
Sende arınırım tüm günahlarımdan,
Çünkü ey cennetin kişileşmiş hali,
İnsan yanmadan arınırmı,
Aşk yanmak değilmi zaten,
Dünyevi cehennem,
Cenneti yaşamadan önce almamız gereken bir tat,
Çünkü ey perim,
Sen Dünyevi cennetim, sahip oldum tek ilahi gücümsün,
Çünkü ey canım, biricik cananım,
Sende buldum bu anı, yalnız seninle canlanırım....
Tıpkı yeni doğan bir bebeğin varlığı gibi,
Gülüşün ile yüreğimi sarsarcasına
Titrer dururum nefesini aldıkça
Çünkü sen gülüşünde Tanrıyı bulduğum güzelim
Sende açarken bu kör gözleri,
Gözlerindeki ışıkla sıcaklık kaplar beni,
Karanlığın korku dolu yalnız ve soğuk kuytularında,
İlahi varlığınla var edersin beni,
Tıpkı nuh gibi bende yaratırsın insanlığı tekrardan,
Bedenim yanar,
Ruhum kavrulur,
Sende arınırım tüm günahlarımdan,
Çünkü ey cennetin kişileşmiş hali,
İnsan yanmadan arınırmı,
Aşk yanmak değilmi zaten,
Dünyevi cehennem,
Cenneti yaşamadan önce almamız gereken bir tat,
Çünkü ey perim,
Sen Dünyevi cennetim, sahip oldum tek ilahi gücümsün,
Çünkü ey canım, biricik cananım,
Sende buldum bu anı, yalnız seninle canlanırım....
8 Şubat 2012 Çarşamba
İstanbul Gibi....
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Tıpkı bundan önceki her gece gibi,
Bir tarafımdan kalabalıkların getirmiş olduğu
Yoğun ve sahte keyiflerle kaplı gürültü,
Diğer tarafta her kalabalıkta saklı olan
O gizli ve büyük yalnızlık...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Sanki bundan sonra da hep böyle olacak gibi,
İçimden coşan deli nehirlere inat,
Büyük okyanusların sakinliği var üzerimde,
O büyük ve devasa ama soğuk mu soğuk su kütlesi içinde,
Virane bir şekilde dolaşan balık gibiyim...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Kadehinde binbir elem dökülen balıkçı gibi,
Bir şarapçının göz yaşından düşen ömür gibi,
Sessiz,susuz ve ruhsuz..
Yalnız ve kırılgan....
Tıpkı İstanbul gibi,
Şanlı gözüken ama sürünen...
Muhteşem diye adlandırılan
Ama alaylara katık olan...
Tıpkı İstanbul Gibi...
Tıpkı bundan önceki her gece gibi,
Bir tarafımdan kalabalıkların getirmiş olduğu
Yoğun ve sahte keyiflerle kaplı gürültü,
Diğer tarafta her kalabalıkta saklı olan
O gizli ve büyük yalnızlık...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Sanki bundan sonra da hep böyle olacak gibi,
İçimden coşan deli nehirlere inat,
Büyük okyanusların sakinliği var üzerimde,
O büyük ve devasa ama soğuk mu soğuk su kütlesi içinde,
Virane bir şekilde dolaşan balık gibiyim...
Ruhum İstanbul gibi yine bu gece,
Kadehinde binbir elem dökülen balıkçı gibi,
Bir şarapçının göz yaşından düşen ömür gibi,
Sessiz,susuz ve ruhsuz..
Yalnız ve kırılgan....
Tıpkı İstanbul gibi,
Şanlı gözüken ama sürünen...
Muhteşem diye adlandırılan
Ama alaylara katık olan...
Tıpkı İstanbul Gibi...
23 Ocak 2012 Pazartesi
Sensizlik ve Sessizlik.....
Sessizliğim ile sensizliğim arasında hiç fark yoktu benim için,
Sensizken, sessizlikler içinde boşa kulaçlar salladım,
Sensizliğin içinde sessizliğin hiçliğinde boğulurken,
Tuttunmaya çalıştığım tek şey sessizlikle birlikte sensizlik gerçeğiydi
Senin var olabilme ihtimalinle boğuşurken,
Adını seslendim sessiz bir çığlıkla birlikte,
Hiçliğin ortasına,sensizliğin yüreğine doğru....
Acımasız bir gerçeklik ince ince ruhuma işledi,
Sanki dantel oyalar gibi iğneler delik deşik etti benliğimi,
Ruhumda kaybettiğim sen ile, hıçkırıklara boğuldum sessizce...
Usulca kaldırdım başımı,göz yaşlarım bir sızı gibi düşer oldu yüreğime
Yani sensizliğin merkezine,Acımın tam göbeğine....
Kaynadı cehennemden bu yana bütün günahlarım,
Benliğim ile sessizliğin çemberinde senden arındım,
Ve senle anıldım......
Tıpkı önceden dediğim gibi farkettim yine de
Sensizken yoktum bende, tıpkı varlığında var olduğum gibi,
Sessizken sustum bende, tıpkı duanla var olur gibi,
Ne yüce bir dokunuştu senden bana gelen her nefes,
Ne ademdim, Ne de Nuh,
Ne de başka yüce bir kişi,
Her nefesde senin olduğun yerde bendim aslında,
Tek olan, bir olan, can olan....
Bir nebi aradım tıpkı senin sahip oldukların gibi,
Sözlerimi dinleyecek, ve iletecek,
Seni benimle bir canda tutup herkese söyleyecek,
Ve bir nevi sen oldum tıpkı eski günlerde ki gibi,
Meleklerimizi saldım dünyanın her bir yanına,
Adımı ansınlar binbir dua ile,
Yani beni, tabi ki de seni...
Hem demedim mi zaten
Sessizliğim ile sensizliğim arasında hiç fark yoktu benim için,
Çünkü sesimde sen varsın, içimde sen,
tıpkı sesinde ve özünde ben olduğum gibi......
Sensizken, sessizlikler içinde boşa kulaçlar salladım,
Sensizliğin içinde sessizliğin hiçliğinde boğulurken,
Tuttunmaya çalıştığım tek şey sessizlikle birlikte sensizlik gerçeğiydi
Senin var olabilme ihtimalinle boğuşurken,
Adını seslendim sessiz bir çığlıkla birlikte,
Hiçliğin ortasına,sensizliğin yüreğine doğru....
Acımasız bir gerçeklik ince ince ruhuma işledi,
Sanki dantel oyalar gibi iğneler delik deşik etti benliğimi,
Ruhumda kaybettiğim sen ile, hıçkırıklara boğuldum sessizce...
Usulca kaldırdım başımı,göz yaşlarım bir sızı gibi düşer oldu yüreğime
Yani sensizliğin merkezine,Acımın tam göbeğine....
Kaynadı cehennemden bu yana bütün günahlarım,
Benliğim ile sessizliğin çemberinde senden arındım,
Ve senle anıldım......
Tıpkı önceden dediğim gibi farkettim yine de
Sensizken yoktum bende, tıpkı varlığında var olduğum gibi,
Sessizken sustum bende, tıpkı duanla var olur gibi,
Ne yüce bir dokunuştu senden bana gelen her nefes,
Ne ademdim, Ne de Nuh,
Ne de başka yüce bir kişi,
Her nefesde senin olduğun yerde bendim aslında,
Tek olan, bir olan, can olan....
Bir nebi aradım tıpkı senin sahip oldukların gibi,
Sözlerimi dinleyecek, ve iletecek,
Seni benimle bir canda tutup herkese söyleyecek,
Ve bir nevi sen oldum tıpkı eski günlerde ki gibi,
Meleklerimizi saldım dünyanın her bir yanına,
Adımı ansınlar binbir dua ile,
Yani beni, tabi ki de seni...
Hem demedim mi zaten
Sessizliğim ile sensizliğim arasında hiç fark yoktu benim için,
Çünkü sesimde sen varsın, içimde sen,
tıpkı sesinde ve özünde ben olduğum gibi......
5 Ocak 2012 Perşembe
Sensizliği İzlerken
Şimdi sensizlik oturuyor, kalkıp gittiğin o yerde....
Ve Gözlerinin gülüşündeki kahkahalar dolduruyor her yeri,
Sensizlik ve sessizlik içinde sıkılan yüreğime bir tek o duyduğum kahkahalar ilaç gibi geliyor.
Şimdi sensizlik oturuyor, seninle hayat bulduğum o yerde,
Ruhum özleminde dalga dalga vuruyor sensizliğin kıyılarına ,
Ve ben o sahil boyunca sana kavuşabilmenin umuduyla yürüyorum..
Sonu olmayan sensizlik girdabının içinde,
Martıların kahredici çığlıkları içinde kendi anaforumun içinde dönüp duruyorum,
Bir korsanın omzunda tünemiş bir kuş gibi,
Sensizliği omzumda taşıyorum,
Her kulaç atışımda yengeçlerin tıkırtılarını hissediyorum içimde,
ve tabiki yüreğimde, her duyduğum tıkırtıda
Kafamı kaldırıyorum sensizliğin oturduğu koltuğa bakıyorum,
Belki seni tekrar orada görebilmek umuduyla.......
4 Ocak 2012 Çarşamba
İlahi acı -1
Sessizliğin denizi içinde çığlıklar atan martılar gibi,
Sensizliğin sarhoşunda dönüp duruyorum...
Bir yanımda ruhsuzluğun çorak toprakları,
Diğer yanımda rengarenk ilahi bir yanılsama,
Gözlerimde doyumsuzluktan kalan bir yaş tanesi,
Sözlerimde yüreklere oturmuş bir taş parçası gibi,
Ağır ve bir o kadar etkili dua parçaları,
Ah, her fikrimde sensizlikten arınmış olsamda,
Her zikrimde senden vazgeçememenin vicdani yarası;
Sarsar ruhumun en karanlık ve derin dehlizlerinde ,
Yuva yapmış bu nankör, vicdansız garip kuşu,
Ve hayatıma sana adamaktan kaçırdığım her anda,
Aslında senin yolunda tükettiğimi bilmemin ironik duygusu,
Sensizlik korkusu ve senle birlikte yaşama korkusu,
Hani et ve tırnak arasındaki ilişki gibi,
Tanrı ile ben , benle tanrı ayrı zamanların kopmayan parçası gibiyiz.
Sensizliğin sarhoşunda dönüp duruyorum...
Bir yanımda ruhsuzluğun çorak toprakları,
Diğer yanımda rengarenk ilahi bir yanılsama,
Gözlerimde doyumsuzluktan kalan bir yaş tanesi,
Sözlerimde yüreklere oturmuş bir taş parçası gibi,
Ağır ve bir o kadar etkili dua parçaları,
Ah, her fikrimde sensizlikten arınmış olsamda,
Her zikrimde senden vazgeçememenin vicdani yarası;
Sarsar ruhumun en karanlık ve derin dehlizlerinde ,
Yuva yapmış bu nankör, vicdansız garip kuşu,
Ve hayatıma sana adamaktan kaçırdığım her anda,
Aslında senin yolunda tükettiğimi bilmemin ironik duygusu,
Sensizlik korkusu ve senle birlikte yaşama korkusu,
Hani et ve tırnak arasındaki ilişki gibi,
Tanrı ile ben , benle tanrı ayrı zamanların kopmayan parçası gibiyiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)